15 Temmuz Darbe Girişimine Dış Basının Tepkisi Ne Oldu?

Her zaman ki gibi iç basının neler söylediği hakkında hepimizin bir fikri var. Bende daha fazla araştırma gerektiren bir konuya yönelmek istedim. 15 Temmuz itibariyle olan biteni sıralayacak olursak; ilk etapta yabancı basında darbeyi başlatan askerlerin Kemalist ve seküler devleti İslamcı hükümetin elinden kurtarmak için başlattıkları söylendi. Fransada Le Monde ve Liberation gazeteleri Cumhurbaşkanının bir diktatör olduğunu ve aslında bu darbenin bir demokratik ayaklanma olduğunu savundu. Bu söylemi incelediğimiz de özellikle Avrupa’nın bizim İslama olan bağlılığımızdan rahatsız olduğunu söyleyebiliriz.

Ardından sosyal medyada insanların bankalara ve marketlere koşma görüntüleri yayınlandı. Bu darbeyi kabullenmişlik olarak lanse edildi.

Amerikan haber kanalı NBC News daha da ileri giderek Cumhurbaşkanımız R. T. Erdoğan’ın ülkeden kaçtığını ve Almanya’ya sığınma talebinde bulunduğunu söyledi ve bu haberi defalarca yeniledi. Bu habere karşı açıkçası şaşkınlığımı gizleyemiyorum. Nasıl olurda 15 senelik iktidar geçmişi olan bir parti liderinin bir ideoloji simgesi haline gelmiş ve en sonunda da halkın seçimiyle Cumhurbaşkanı olmuş bir adamın korkarak kaçacağına inanıp yazarlar. Üstüne üstlük Fransız kanalı olan BFMTV haber kanalı da bu haberi yayınlamaya başladı. Birde halkın darbeyi desteklemek için halkın sokaklara çıktığını yazarak da tuz biber ekti. Buyurun buradan yakın.

New York Times gazetesi ise R.T. Erdoğan’ın CNN Türk kanalına FaceTime aracılığıyla bağlanarak vatandaşları demokrasiye sahip çıkmak için sokaklara çağırması üzerine darbeye karşı mücadele eden vatandaşları küçümseyerek bu hareketi bir sürü psikolojisi olarak açıkladı.

Darbe girişimiyle Fethullah Gülen arasında herhangi bir bağlantı kurmayan batı medyası, Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın darbe sorumlusu olarak Fethullah Gülen’i göstermesiyle birlikte haberlere dahil etti. Bunun üzerine eski CIA başkan yardımcısı Graham Fuller; Fethullah Gülen’in ılımlı ve barışçıl bir din adamı olduğunu ve kesinlikle bir terör örgütü olmadıklarını söyledi. Financial Times ise Fethullah Gülen’in ilk basın bildirisini yayınlayan gazete oldu.

16 Temmuz günü ise darbenin başarısız olduğu anlaşıldığında İngiliz Independent gazetesi yazarı Robert Fisk 16 Temmuz tarihinde darbenin maalesef başarısız olduğunu ve gelecekte gerçekleşebilecek anti-demokratik bir darbe için ümit beslediğini belirten bir yazı yazdı. Hala silmemişse twitterdan da paylaştığı benzer gönderileri okuyabilirsiniz.

Beni en çok sinirlendiren olaylardan birisi de darbeye karşı durmak amacıyla sokaklara çıkan her kesimden ve görüşten olan vatandaşların hepsini Erdoğan sempatizanı kişiler olarak değerlendirmeleri oldu. Daha sonra düzenlenen miting onlara verilen güzel bir cevap oldu bence ama onlar yine mitingi de çarpıtmanın yolunu buldular. Genellikle haberleri takip ettiğimde sadece birkaç noktaya değinmişlerdi. Öncelikle mitinge katılanların sayısını yüzbinler ile ifade ettiler. Daha sonra Tayyip Erdoğan’ın bir saatlik konuşması içerisinde sadece birkaç dakika değindiği idam cezası konusunu göstermeyi tercih eden birçok kanal vardı. Ayrıca mitinge katılım gösteren diğer muhalefet partilerini dile getirmek yerine davet edilmeyen hdp nin üstünde durdular. Dosta düşmana birliğimizi kanıtlayan bu mitingi bile bu kadar normalleştirmeyi başarmış oldular.

Kısaca OHAL sürecine de değinecek olursam, bildiğiniz gibi FETÖ mensubu binlerce kişi işten çıkarıldı. Batı medyası buna ek olarak muhalefeti destekleyen kişilerinde uzaklaştırıldığını yazdı ve Erdoğan’ın diktatör olduğunu yeniledi. Ek olarak Cumhurbaşkanı’nın daha fazla güce ulaşmak için sahte bir girişim düzenlediğiniz yazdı.

Bu konu ile ilgili yazılanlar çizilenler hala devam etmekte. Dış basın içerisinde tabi ki olayları olduğu gibi aktaran medya kuruluşları da var ancak halkı etkileyebildikleri konusunda şüpheliyim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir