Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkileri Ohal’i Kaldıramadı

Son günlerde, özellikle 15 Temmuz Darbesi ve akabinde Ohal kapsamında uygulanan bazı kararlar ile birlikte Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki ilişkiler oldukça gerilimli bir hal aldı.  22 Kasım Perşembe günü Avrupa Parlamentosu tarafından alınan Türkiye AB ilişkilerinin durdurulması kararı ile bu duruma tuz biber ekilmiş oldu. Şöyle ki bu kararın hukuksal bir bağlayıcılığı yok ancak alınan karar Avrupa’nın bakış açısını yansıtmakta.

Bu karara gerekçe olarak OHAL uygulamaları gösterildi. Fetö örgütü mensuplarına uygulanan yaptırımları kaygı ile izlediklerini ve demokrasiden uzaklaştığımızı sık sık dile getiren Avrupa Birliği üye ülkeleri HDP milletvekillerinin tutuklanmasına büyük tepki gösterdiler. Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz ; “Türk yetkililer, Türkiye’yi sadece demokrasiden uzaklaştırmıyor. Aynı zamanda, AB-Türkiye ilişkilerinin temelini oluşturan değerlere, prensiplere, kural ve kaidelere sırtını dönüyor.” yorumunda bulundu. Zaten ilerleyen süreçte AP tarafından alınan kararı hepimiz biliyoruz.

Peki Avrupa Birliği bu tutumunda haklı mı? Bana sorarsanız kesinlikle değil. Ülkede ki basın özgürlüğü sorununu bir kenara alarak terör örgütleri sorunundan yazımıza devam edecek olursak eleştirdikleri konular kesinlikle Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit eden konular. Mevcut hükümet FETÖ yapılanmasının bir terör örgütü olduğunu sürekli yeniledi hatta 15 Temmuz darbesi sonrası tüm partiler bir araya gelerek bu terör örgütüne karşı bir duruş sergiledi. Tüm ülke bu terör örgütü ile mücadele ederken Avrupa’nın bunu görmezden gelip sanki masum insanlara haksızlık yapılıyormuş gibi tepkiler vermesi oldukça ciddi bir sorun.

15 Temmuz darbe döneminde Belçika’da staj yapmaktaydım. Bu sürede Avrupa ülkelerinin darbe girişimine vermiş oldukları tepkileri de yakinen takip ettim. Ülkelerin manşetlerinde darbe sonrası sadece Erdoğan’ın diktatör olduğu yazıyordu. Darbe girişimin halkın bir ayaklanması olarak gösterilmiş olması oldukça üzücü bir durum. Bunun yanında halkın hükümetin yanında olduğunu göstermek istemesi üzerine bize ülkelerin siyasi işlerine karışmak istemediğini söyleyen Belçika, akabinde Pkk terör örgütüne eylem izni vermişti.

Biraz araştırma yapan herkes PKK terör örgütünün Avrupa’nın bazı ülkelerinde oldukça köklü bir yapıya sahip olduğunu öğrenebilir. Türkiye’yi maddi manevi zarara uğratan ve yıllardır mücadele içinde olduğumuz bu terör örgütünün korumalığını yapmaları karşısında onların hala dostumuz olduğunu düşünmek büyük kayıptır.

Tüm bu olan bitenler karşısında Türkiye’nin başka birliklere doğru yönünü çevirmesi gayet doğal bir eylem. Ancak şu da unutulmamalı ki her birlik kendine göre avantajlar ve dezavantajlar taşır.  Her iki tarafta sadece söylemlerden ibaret davranışlar sergiliyor ve söylediklerini eyleme dönüştüremiyorsa bu her iki tarafında çıkarlarına uymayan noktalar olduğu içindir. Özellikle coğrafi konumu itibariyle Avrupa Birliği için hayati bir önem taşıyan Türkiye konusunda Avrupa asla fevri davranamaz. Kaldı ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KADEM Adalet ve Kadın Kongresi’nde “ 3 milyon, 3,5 milyon mülteciyi bu ülkede besleyen biziz. Verdiğiniz sözleri yerine getirmediniz. Kapıkule’ye 50 bin mülteci dayandığı zaman feryat ettiniz, ‘Acaba Türkiye sınır kapılarını açarsa ne yaparız’ demeye başladınız. Bana bak, eğer daha ileri giderseniz bu sınır kapıları da açılır bunu da bilesiniz. Öyle kurusıkı tehditlerden ne ben anlarım ne bu millet anlar, bunu da bilesiniz. “ sözlerini söyledi. Bu konuşmadan da anlaşılıyor ki Avrupa mülteciler konusunda Türkiye’ye mecbur. Ancak bence Türkiye’de sınır kapılarını açmak gibi bir eyleme kalkışmayacaktır.

Yazılanları toparlayacak olursak; ben gündemi takip ettiğim kadarıyla naçizane yorumlarımı sizlerle paylaştım. Türkiye demokrasiden uzaklaşmış olabilir ancak bu ülkenin bekası için hayati bir önem arz ediyorsa kesinlikle önemli değil. Biz kafamızı uzatıp komşu ülkelerde neler yaşandığını görmek zorundayız. Biz aynı senaryoların bize de uygulandığını fark etmeliyiz. Pkk, fetö ya da mücadele ettiğimiz diğer terör örgütlerinin büyük resimdeki yerlerini öğrenmek zorundayız. Değerlendirmelerimizi bu yönde yaparsak daha anlaşılır sonuçlar elde edeceğimiz kesindir.

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir