İtalya – Roma Gezi Rehberi

Herkese merhabalar 🙂

Aslında İtalya’da gezdiğim dört şehri de bir arada sunmayı planlıyordum ama parça parça verip daha fazla ayrıntı eklemeye karar verdim. Her şeyden önce eğer İtalya’ya gitmeyi planlıyorsanız birden fazla blog okumalı bunlar doğrultusunta bir değerlendirme yapmalısınız. Bunun sebebi bir bloggerın beğendiğini diğer blogger beğenmeyebilir ve siz bu sebeple bir güzellikten mahrum kalabilirsiniz. Ben seyahatimi planlamadan önce neler yaptım ve seyahat süresince nelere dikkat ettim sizlere açıklayacağım.

Seyahat Planlaması

Brüksel- Roma biletimi yaklaşık bir ay öncesinde başladığım araştırmalarla 29€’ya satın aldım. Bu rakam planlanan tatil günü yaklaştıkça iki katına katlayabiliyor bu sebeple uçak biletini erken almak Avrupada her zaman avantajlı. Uçak biletimi aldıktan sonra kabaca hangi şehirlere gideceğimi planlayarak ona göre ülke içinde ki en uygun ulaşım aracını tespit ettim.

İtalya’da tren ile ulaşım oldukça yaygın ve bileti erkenden alırsanız fiyatlarda büyük fark yaratıyor. Ben Roma- Floransa- (Pisa’yı oraya gittiğimde aldım. Nedenini şuradan bulabilirsiniz. ) – Pisa ve Milano geçişlerim için tüm biletlerimi tahmini ihtiyacım olan süreleri göz önünde bulundurarak aldım. İtalya’da şehirler arası tren ulaşımı için biletlerinizi bu siteden temin edebilirsiniz. www.trenitalia.com

Ardından hostellerimi booking.com üzerinden araştırdım ve rezervasyonlarımı oluşturdum. Bunları hızlıca bir arada yapmamın tek sebebi erken alınan biletlerin ve erken yapılan rezervasyonların her zaman daha uygun fiyatlarda olması. Şimdi sizlerle Roma şehrinin ayrıntılarını paylaşacağım umarım gezi planınıza faydası olur.

Roma’ya İniş

Brüksel’den Roma arası uçakla yaklaşık iki saat sürüyor. Ben saat 10’a biletimi almıştım ama sonradan bu kararım için pişmanlık duydum çünkü bir şehre ne kadar erken varırsanız  gezmek için o kadar çok zamanınız olur. 12 de Roma’da 13:00’da hostelimdeydim. Hava alanı önünden Roma merkeze sürekli otobüzler hareket etmekte. 6€ gibi bir rakamla rahatça Roma merkezine varabilirsiniz.

Ben bir önceki otobüsü kaçırdığım için yaklaşık 20 dk bekledikten sonra bir sonra ki otobüs ile son durak olan Termini istasyonuna vardım. Bu arada Roma Termini merkez tren istasyonudur. Kayboldukça buraya dönüp tekrar yolunuzu bulabilirsiniz 🙂 Ben hostelim yüzünden bu acı tecrübeyi yaşadım.

Konaklayacağınız yer çok önemli. Bu konuda Romalılar aşmış. Burayı ikinci bir İstanbul gibi görebilirsiniz bu sebeple sürekli uyanık olup Avrupa’da bana bir şey olmaz bakış açısından kurtulmanızı şiddetle tavsiye ederim. İtalya’da yediğim ilk darbe kaldığım hostelin beni ufak çaplı dolandırması oldu. 11 -12 Ağustos tarihlerinde 1 gece için 6 yataklı kadın yatakhanesinden bir oda tutmuştum. Gittiğimde hostel dışında kaçak çalıştırdıkları bir daireden oda verdiler. Oldukça şaşırdım ama tepkimi ortaya koyamadım çünkü açıkçası 13€ gibi bir rakama Roma’da başka bir oda ayarlama şansım yoktu. Dairede yine kadınlarla kaldık ve bana verilen odada tektim. En azından bu durumu biraz toparladı.

Roma’yı Keşfediyorum

Kuytu köşede kalmış hostelimi çaresizce haritamda işaretledikten sonra moralimi bozmadan hemen kendimi yollara attım. Kuzey Avrupa’dan gelmiş biri olarak dumura uğradım diyebiliriz. Çünkü Belçika ile İtalya arasında dağlar kadar fark vardı. Evlerin yapısı, insanların ve sokakların canlılığı, kiliselerin mimarisi, sokaklardaki devasa heykeller, birkaç sokakta bir sizi karşılayan meydanlar ve daha niceleri insanı kendisine öyle bir hayran bırakıyor ki o sarhoşlukla ne gezdiğini bilmiyorsun. İşte bende o gün hiç abartmıyorum saat 14:00’dan gece 11-12 ye kadar hiç durmadan yürüdüm. Roma’da adım atmadığım bir sokak bırakmamak için oturup dinlenmedim bile.

Vatikan

İşe önce Vatikan’a giderek başladım. Hesaba katmadığım tek yer burası oldu. Vatikan sınırlarına girdiğimde beni uzun bir kuyruk karşıladı öyle ki başını göremiyordum. Ertesi gün Floransa’ya gideceğim için sadece girişteki meydanı gezmekle yetindim. Ama bir daha İtalya’ya gelirsem buraya mutlaka uğramayı istediğim için ufak bir araştırma yaptım buraya da not düşüyorum.

 

Vatikan haritada da göreceğiniz üzere 44 hektarlık küçücük bir ülke. Surlardan öylece geçip girebilirsiniz. San Pietro meydanı, San Pietro Manastırı ve Vatikan müzesi en rağbet gören yerler olduğu için sabah erkenden gelip sıraya girip buraları görmek istiyorum. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi için bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Vatikan Gezi Rehberi

Roma’ya Doğru

Vatikan’da ki uzun kuyruklar gözümü korkutunca meydanda bir iki fotoğraf alıp kendimi hızlıca yollara attım. Vatikandan ters istikamet Via della Conciliazione caddesi boyunca yürüyerek Ponte Vittorio Emanuele 2 köprüsüne vardım. İsimlerini özellikle ince ince veriyorum ki google da araştırma yaparsanız zorluk yaşamayın. Neyse bu köprüye ve Tiber Nehrine bayıldım. Bir çok fotoğraf çekilmeyi de ihmal etmedim 🙂

Bu köprüyü aştıktan sonra yol boyunca yürüdüm. İkinci durak olarak Fontana di Trevi yani Aşk Çeşmesini belirlemiştim bu sebeple elimde harita birazda kaybola kaybola çeşmeye ulaşmayı başardım ama öncesinde şans eseri yada bilinçli olarak geçtiğim yerleri de paylaşmak isterim.

Navona Meydanı

Daracık ara sokaklarında bir yandan insanları gözlemleyip bir yandan haritayı ezberlerken Navona meydanına vardığımda ne kadar yürümüşüm farkına bile varamadım. Bu meydana şans eseri çıkmış olmam benim ayıbım siz yapmayın 🙂 Capcanlı bir meydan hayal edin üstüne 4 kıtada ki 4 önemli nehri temsil eden 1651 yapımı 4 Nehir Çeşmesine ev sahipliği yapıyor. Vaktimin az olması sebebiyle buranında biraz keyfini çıkarıp hızlıca yoluma devam ettim.

Panteon

Bir sonraki durağım Panteon oldu. Burası Antik Roma’nın tüm tanrılar için tapınak olarak inşa ettiği bir yer.  Tarihi M.S. 126 yılına dayanır ve yüksekliği 43,3 metre olan kubbesi Avrupa’da ki en geniş kubbedir. Geniş meydanı ve görkemli yapısıyla burayı da beğeneceğinizden eminim.

Fontana di Trevi  ( Aşk çeşmesi) 

Ayrıca burası Trevi çeşmesine ( Aşk Çeşmesi) çok yakın olduğu için ardından hemen yürüyerek sonunda çeşmeye ulaştım. Düşündüğümden de kalabalıktı beklediğim gibi geniş bir alanda değildi. Aslında devasa heykellerin önüne yapılmış bir çeşme ve bu çeşme bir sokağın yarısını kaplıyor. Zar zor çeşmenin başına varabildim ve gelenekselleşmiş bir olay olan tersten para atma işlemini de başarıyla tamamladım 😀 Kalabalığı pek seven biri olmadığım için burada çok durmadım zaten çokta acıkmıştım. Biraz yürüdükten sonra kendimi bir pizzacıya attım. İtalyan yemekleriyle ilgili tecrübelerimi bu yazımda bulabilirsiniz. İtalya’da ne yenir?

İspanyol Merdivenleri

Yemekten sonra yine yürüyerek ünlü İspanyol Merdivenlerine ulaştım. Burada şunu da belirtmek isterim ki Roma öyle güzel bir şehir ki estetiği bozacak hiç bir şey yok ve her an bir filmin içindesiniz sanki. Bu sebeple ben gezerken suratımda ki o anlamsız gülümsemeye hiç engel olamadım 🙂 Olsun güzeldi 🙂

Popolo Meydanı

Buradan cadde boyunca Piazza del Popolo meydanına yürüdüm. Meydan gayet büyük çocukların bisiklet sürüp eğlendiği, konserlerin ve yeni yıl kutlamalarının burada yapıldığı Roma’nın en büyük meydanıdır. Size burada küçük bir tüyo vereyim buradan yine şehrin içine doğru açılan üç cadde de birçok alışveriş mağazası bulabilirsiniz. Niyetiniz varsa göz gezdirin derim. Bu caddelerin isimleri Babuino ( İspanyol Merdivenlerine çıkar) , Corso ve Ripetta.

Bu kadar yeri bir güne sığdırmak kolay değil tabi bu meydandan sonra geri kalan kısımları yarına bırakmaya karar verdim ve hostelimin yolunu tuttum. Bu süreçte de Termini istanyonuna kadar olan yerleri de görmüş oldum.

Roma Forumu

Sabah erkenden yollara düştüm. Bugünkü planım Roma Forumundan başlayıp içine Kolezyum ve yol üstünde ki diğer güzellikleri alarak Borghese Bahçelerine ( Villa Borghese ) ulaşmaktı.  Bu sefer vakitten tasarruf olması amacıyla metro kullandım ve Circo Massimo durağında indim. Roma forumu tahmin ettiğimden fazla vaktimi aldı. Buraya kadar gelmişken ayrıntılı gezmek istedim çünkü. Burası Eski Roma döneminde tam 1000 yıl boyunca ekonomi, siyaset ve hukuk merkezi olmuş. Size içeriği konusunda çok yardımcı olacak bir harita bırakıyorum.

Kolezyum ( Colosseo ) 

Roma’da ki tek pişmanlığım Kolezyum’un içine girmemek oldu 🙂 Dışardan şöyle bir etrafını turladım. Halbuki içine girseydim M.S 72 yılında yapılmış ve içerisinde o tarihten bu yana tiyatroların, hayvan dövüşlerinin ve idamların yapıldığı bu tarihi alanı yakından görmüş olacaktım.  Burada da çok durmadan yavaş yavaş bahçelere doğru yürümeye başladım.

Kısa Bir Tekrar

Kolezyum’dan Borghese Bahçelerine yürürken yeniden aşk çeşmesine ve İspanyol merdivenlerine uğrayabileceğim bir güzergah tercih ettim. Trevi çeşmesinin oradan dondurma yedim sizlere de tavsiye ederim, gerçekten Roma dondurmaları bir başka güzel.  Yine yolumun üstünde uğradığım bir  restoranda bu sefer spagetti denedim. Bildiğimiz makarnaydı ama sosları lezzetli ve porsiyonları büyüktü tabi ki.

Borghese Bahçeleri

O kadar yer varken neden burası diye sormayın söyleyemem sadece istedim 🙂 Ben park bahçe delisi bir insanım doğal olarak haritada devasa bir park alanı görünce mutlaka uğramalıyım dedim. İyi ki de gelmişim. Gönül isterdi ki Türkiye’de de bu tarz park bahçe çalışmaları geliştirilsin. Oraya gider gitmez hemen bir bisiklet kiraladım. Bir saat diye anlaşmıştık ama iki saat boyunca gezmişim. Ve hala parkın büyük bir kısmı duruyordu.

Roma’dan ayrılmayı her ne kadar istemesem de saat 6 da ki trenim için hostelin yolunu tuttum eşyalarımı alıp trene yetiştim. İnanır mısınız bir dk geç kalsam kaçırıyordum treni. Bu kadarda dakik olmayın yahu!

Roma macerasını bitirip Floransa macerasına başlamış oldum 🙂

 

Umarım Roma hakkında yararlı bilgiler vermişimdir. İyi gezmeler 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir